Views : 1458  |
Günümüzde neredeyse her
evde bir bilgisayar var. Hepimiz Internet'de gezinmek, E-Posta
göndermek, dökümanlarımızı yazmak,
bütçemizi kontrol etmek gibi işler için
bilgisayarımızı harıl harıl
kullanıyoruz. Doğal olarak, az tecrübeli
kullanıcılar için yazılmış
sayısız yardım dökümanı ve kitap
mevcut.
Bilgisayar teknolojisi hakkında
yazılan bu dökümanlardan biri bundan 50.000 yıl
sonra bir başka uygarlık tarafından bulunsaydı
ne olurdu, hiç merak ettiniz mi? Ben ettim, ve
ulaştığım sonuç beni çok
eğlendirdi.
Bize göre çok farklı bir
ortam ve kültürde yaşayan geleceğin
varlıkları, metinleri muhtemelen yarım yamalak
tercüme edebilecek ve bizim hayal ettiğimizden çok
farklı bir şekilde yorumlayacaktır. Pek anlam
veremedikleri bu satırları, belki de "O zamanların
rahipleri tarafından yazılmış ezoterik bir
öğretinin kalıntıları" olarak kabul
edeceklerdir.
Gelin; günümüz
dünyasına ait inançları(!) geleceğin
uygarlıklarının gözünden
inceleyelim...
=====================
Geçmişin insanları,
dünyaya "PC" adını vermişlerdir. Bunun
yanı sıra, evrendeki başka gezegenlerin
varlığından da haberdardılar. Bütün
gezegenlerin "Internet" adı verilen elle tutulmaz, gözle
görülmez şekilsiz bir deniz üzerinde yer
aldıklarına inanıyorlardı. Bu gezegenler
arasında, "Modem" adı verilen kapılar
aracılığıyla iletişim
sağlanıyordu.
İnsanlar, kendilerine o zamanın
diliyle "Program" adını vermekteydi. Bütün
insanlar, "Programcı" adı verilen iyi tanrılar
tarafından yaratılmıştır. İnsanlar
günlük hayatlarında ne yaparsa yapsın,
tanrıların çizdiği sınırların
dışına çıkamaz ve belirlenen amaca
hizmet ederdi. Tanrıların, her bir insanı
farklı karakterde ve farklı bir görevi yerine
getirmesi için uygun şekilde yarattığına
inanılırdı. Toplumlarında "Word" adı
verilen yazıcılar, "Excel" adı verilen
hesapçılar, "Access" adı verilen
kütüphaneciler, "Photoshop" adı verilen ressamlar,
"Dreamweaver" adı verilen gazeteciler yer almaktaydı.
Bütün insanlar, "Task Manager" adı verilen
ölümsüz bir kral tarafından
yönetilmekteydi.
"Outlook" adı verilen medyumlar, uzak
gezegenlerden gelen mesajları hissedebilme yeteneğine
sahip seçilmiş kimselerdi. Bu kimseler büyük
saygı görürler ve geleceğe yönelik
haberler de verebilirlerdi. Bu mesajlara halk arasında "Email"
adı verilmekteydi.
Dünya düzeninin, "Sistem
Programları" adı verilen melekler tarafından
sağlandığına inanılırdı. Bu
melekler, tanrıların iradeleri dışında
hareket edemezler ve görevlerini sürekli yerine
getirirlerdi. Meleklerden bazıları, zaman zaman insan
görünümüne de bürünebiliyordu.
Öyle olduğu zamanlarda dahi, tanrıların izin
verdiği ölçüde, diğer insanların
yapamadığı şeyleri yapabilir ve mucizeler
gerçekleştirebilirlerdi.
Aynı inanışa göre; iyi
tanrıların yanı sıra, "Hacker" adı verilen
şeytanlar da bulunmaktaydı. Şeytanlar, "Virüs"
adı verilen cin & iblis türü
uşaklarını dünyaya gönderirdi.
İnanışa göre; bu iblislerin niyeti,
insanları yapması gereken işlerden alıkoyup
onları kötü yola sevketmek ve kendileri gibi
yapmaktır. Ne var ki, insanlar iblislere karşı
savunmasız değildir. Tanrıların emrinde
çalışan ve "AntiVirüs" adı verilen
varlıklar, insanları sürekli korumaktadır. Bu
varlıkların bazıları insan
görüntüsünde olabildiği gibi,
bazıları da gözle görülmezler.
Bunun yanı sıra; insanların
dünyası ile iblislerin dünyası arasına
"Firewall" adı verilen ateşten bir duvar
örülmüştür. Hiçbir iblis,
tanrıların izni olmadan bu duvarı geçemez.
Duvara yaklaşan iblisler yanarak ölür. Ne var ki,
şeytanlara kulluk eden bazı insanlar, çeşitli
ayinlerle ateş duvarında "Trojan" adı verilen
delikler açabilmektedir. Şeytanların bu işi
doğrudan doğruya yapmaları tanrılar
tarafından yasaklandığı için, mutlaka
bir başka insanın iradesi gerekmektedir.
İnsanların (özellikle medyumların) bazen iyi,
bazen de kötü niyetle davet ettiği iblisler, bu
delikleri kullanarak dünyaya adım atabilmekteydi. Bu
iblislerin bazıları masum
görünüşlü olup insanlara yardım
ediyor gibi gözükebilir; bazıları ise son
derece korkunç görüntülere sahiptir. Hepsinin
ortak yanı ise, hizmet ettikleri şeytanların
emirlerini yerine getirmeleridir.
İnanca göre; dünyadaki
görevini tamamlayan bir insan, "Delete" adlı melek
tarafından öldürülürdü.
Ölülerin, "Recycle Bin" adı verilen bilinmez bir
yere gittiğine inanılırdı. Ancak; "Recover"
adı verilen özel bir ayinle, ölen bazı kimseler
mezardan kalkarak dünyaya dönebilmekteydiler. Bu durum;
sadece, tanrılar bir kişinin görevinin henüz
sona ermediğine karar verdiklerinde vuku bulurdu.
"Format" adı verilen bir günde,
dünyadaki bütün canlıların
öleceğine inanılıyordu. Aynı inanca
göre; görevlerini güzel bir şekilde yerine
getiren ve iblisler tarafından etkilenmeyen insanlar ise
kurtarılacak ve "CD"ler üzerinde yeni bir dünyaya
taşınacaktı. Bu dünyada ortak
çalışan insanlar, diğer dünyada da ortak
çalışacaktı.
İnanışa göre;
tanrıların yarattığı insanlar farklı
farklı görüntülere ve özelliklere sahip
olsalar da, aslında hepsinin özünde "1" ve "0"
adı verilen özler bulunmaktadır. Aslında her
insan, "1"lerden ve (muhtemelen aralarındaki boşluk
anlamına gelen) "0"lardan oluşmaktadır. "1" adı
verilen bu öz, boşluklarla birlikte
yoğunlaşarak "Program Lama Dili" adı verilen yeni
özleri ortaya çıkarır ki; bunlar,
tanrıların insanları yaratırken
kullandıkları gözle görülmez, elle
tutulmaz kutsal ışıklardır. Bu
ışıklardan bazılarının isimleri; If,
Else, Switch, Select, Delete, Catch, New, ...
Bunun yanı sıra; bütün
evrenler, "Elektrik" adı verilen kutsal bir ruh
tarafından ayakta tutulmaktadır. Tanrılar
tarafından üflenen kutsal ruh olmadan, bugün
bildiğimiz anlamda hayat diye birşey olmazdı.
=====================
Bu noktada durmak istiyorum.
Gördüğünüz gibi, bilgisayar gibi teknik
bir konu hakkında yazılan bir dökümanı
bile ezoterik bir metin olarak yorumlamak mümkün.
Durum buyken, geçmişte
yazılan ve birileri tarafından "Kutsal metindir,
halkların inanışlarını temsil etmektedir"
diye lanse edilen her dökümanı kutsal,
spiritüel, gizemci, aydınlıkçı,
şöyleci, böyleci diye yorumlamak ne kadar doğru
olur bilemiyorum.
Belki de bazı basit gerçekler
hakkında yazılmış basit bir döküman
ile karşı karşıyayızdır? Kim
bilebilir? Hele, dilini ve kültürünü bile
doğru dürüst tanımadığımız
bir topluluktan çıkmış bir yazıyla
karşı karşıyaysak, kim neden emin olabilir?
İlginç gözüken her
yazıyı kutsal diye kabul etmeden önce durup bir
düşünmekte fayda var. Okuduklarımızı
yorumlarken daha dikkatli olmakta daha da fayda var. Aksi takdirde;
bir gün kendimizi geçmişin "bilgisayar"larına
tapar bir halde bulabiliriz.
Yazar: Kerem Köseoğlu
İlk Yayın: http://www.derki.com/ |