Views : 3463  |
(Yazar: Aylin Yabanoğlu)
Her seven
Sevilenin boy aynasıdır,
Sevmek
Sevilenin o aynaya
bakmasıdır.
Özdemir Asaf
Kadın ile erkek, karı ile koca,
iki sevgili, iki dost, iki yakın arkadaş…
İnsanlığın
başlangıcı hakkında kutsal kitapların
sözbirliği ettiği iki kişi Havva ile
Adem…
Ademin topraktan, Havva’ nın
ise Adem’ in kaburga kemiğinden
yaratıldığını söyleyen kutsal
kitapların bu sözlerine, bir çok
düşünür ve bir çok bilimadamı belki
katılmamaktalar. Ama aksini ispat edecekleri bir bilgiyi
henüz sunamadıkları için bu fikir daima
baskın çıkmakta ve yaradılış
hakkında bu gizem korunmaktadır. Havva’ nın
Adem’ i kandırıp, Tanrı’ nın
buyruğuna karşı gelerek kendilerine
yasaklanmış olan ağacın meyvesini yemeleri
sonucu bu muzır ikili cennetten kovulmuş ve dünya da
zor hayat serüvenleri başlamıştır. Tabii
burda ki yasak ağacın meyvesinin de ne olduğu
ayrıca tartışma konusudur. Çünkü
kutsal kitaplar sembollerle konuşur. Bu yasak meyvenin
bildiğimiz elma mı yoksa cinsellik de dahil olmak
üzere başka bir şey mi olduğuna dair
insanoğlu sayısız fikirler üretmiş ve
üretmeye devam etmektedir. Ama bu ikilinin serüvenleri
hafife alınacak bir serüven asla
olmamıştır.
Bu ikilinin birbirleriyle yoğun
iletişimleri, arayışları, mutlulukları,
paylaşımları, hüzünleri ve
acıları insanlık tarihini doldurmaktadır.
Dünya’ da herşey, kadın ile erkeğin
üzerinde, etrafında, kıyısında,
köşesinde, içinde ve dışında
dönmektedir. Ya da kısaca herşey bu ikilinin
arasındaki ilişkiyi betimleyen Aşk denen ve
üç harften oluşan kelimenin etrafında
dönmektedir. Görüntüsü oldukça
basit ve yalın olan bu kelimenin insan yaşamında
kapladığı yer, bu üç harfin enerjisiyle
bile tarif edilemeyecek kadar büyüktür. Yaşam
kadın ve erkeğin bir araya gelmesiyle başlar ve
mütemadiyen sürer gider.
Aşktan söz ederken bunun sadece
duygusal boyutta yaşanmadığını ve
kadınla erkeğin fiziksel temasını ve
ardından gelen sosyal paylaşımları da
içerdiğini biliyoruz.
Astrolojide, bu konuyu incelerken,
önümüze adeta çok bilinmeyenli bir denklemin
geldiğini göreceğiz. Bu yüzden denklemi
oluşturan unsurları tek tek sıralamakta fayda
var.
Bilindiği üzere babamız ve
annemiz yani Güneş ve Ay, bizim kimlik ve
duygularımızı oluşturmamızı
sağlayan iki önemli etkendir. Kadınlar
karşı cins olarak ilk babalarını
gördüklerinden, ilgi duydukları erkek modelini
oluştururken ilk tema baba ile belirlenecektir..Erkekler
içinse, karşı cinsle ilk temas anne ile
kurulduğundan, ilgi duyacakları kadın modelini
belirleyen ana temel bu safhada atılmış
olacaktır. Özellikle erken çocukluk
yıllarında bu davranış biçimi
psikolojide Oedipus ve Elektra kompleksleriyle ifade
edilmiştir. Her erkek çocuk önce annesine, her
kız çocuğu da önce babasına
aşık olur. Aslında bu aşk terimi tam olarak
aşkı ifade etmese de, anneye ya da babaya duyulan
yoğun hayranlık ve idealize etme şeklinde de ifade
edilebilir.
Biz de dünyaya bir erkek ve bir
kadının ortaklaşa ürettikleri bir mamul
şeklinde geldik. Henüz Tanrı’yı dahi
tanımazken sadece onları biliyorduk: Anne ve
babamızı. Bir adet Havva, bir adet Adem.
Dünyaya geldik ve onu algılamaya
başladık, yavaş yavaş gelişerek
büyüdük. Serpildik, yetişkinliğe adım
attık ve ostrojen ve testosteron hormonlarımız
faaliyete geçti. Bu, doğanın erkeksek Havva’
mızı, kadınsak Adem’imizi aramaya
çağıran sesidir. Ve üzerine şiirler
yazılan, resimler çizilen, sonsuz mutluluklarla ve
derin acılarla beslenen bir yola adım
attığımızı gösteren de bir
işarettir. Astrolojide, kadın erkek ilişkileri de
bir çeşit kaderdir. Doğduğumuz an da
gökyüzü konumundan sahip olduğumuz doğum
haritamız, belirttiğimiz üzere
aradığımız eşimizin nasıl
olduğuna dair ipuçlarını bize
vermektedir.
Erken çocukluk
yıllarımızda aynı zaman da
bilinçaltımız da oluşmaya
başlamıştır. Babamızı ya da annemizi
tanıdıktan ya da idealize ettikten sonra, eğer
onlarla sağlıklı ilişkiler
kuramamışsak, bu sağlıksız ilişki
biçimi bilinçaltımızda da
sağlıksız kodlanmalara sebep olabilecektir.
Sağlıklı kodlanmalarla onları mükemmel
görmemiz sonucu bilinçli bir şekilde babamıza
ya da annemize benzeyen insanları ararken, olumsuz
kodlanmalarda da bir çeşit suçluluk
kompleksleriyle kendimizi suçlayarak
bilinçaltımızda oluşmuş bulunan olumsuz
anne baba modellerine doğru çekilecek ve bir
şekilde kendimizi cezalandırma adına
algıladığımız anne baba modellerine
benzeyen insanlarla ilişkiye girebileceğiz ve onlarla
sürekli çatışacağız.
Erkekler için aranan model anne
modeli olduğundan ve biz annelerimizle
duygularımızı oluşturduğumuzdan, eğer
annemiz tarafından hırpalanmış
dövülmüş ve yeterince sevgi
görmemişsek ya da annemiz evliliğinde
yaralanmış bir anneyse bizim de duygusal
yaralanmalarımız olacağından, doğal olarak
annemiz ya da kendimiz gibi duygusal olarak yaralı
kadınlara yöneleceğiz demektir.
Kadınlar için de baba
teması aynı şekilde işler. Bu birebir aynı
Güneş burcundan olması gerektiği anlamına
gelmez. Eğer doğum haritamızda güneşimiz
Aslan burcundaysa, Jüpiter'le birleşmişse ve 12.
evde ise Jüpiter Yay burcuyla birlikte Balık burcunun da
yöneticisi olduğundan ve aynı zaman da 12 ev de
Balık burcunun evi olduğundan
aradığımız kişi, dürüst olmakla
birlikte (Jüpiter kendi evlerinde güçlü
olduğundan, 12.evde güçlüdür),
Balık burcunun ifade ettiği sıkıntı,
hayalcilik, kısıtlanma ve kaçış
temaları taşıyan, aynı zaman da Yay
burcunun(maceracı, özgür, sürekli yeni ufuklar
arayan) esintilerini almış olan ve bu arada egosu ( Aslan
burcundan dolayı ) da güçlü ama bunu
yeterince ifade edemeyen biri olabilecektir. Çünkü
kişi babasını muhtemelen bu şekilde
algılamıştır.
Çocukluğumuzda
atılmış temeller ilerde seçeceğimiz
eşle birlikte bize kaderimizi gün ve gün
şekillendirmeye götürecektir. Babanın
kısıtlanmışlığı hissi
çocukta derin izler bırakacak ve yaşamı
boyunca belki de bir eşle bu
kısıtlanmışlığı
gerçekleştirmek için uğraşacaktır
ve belki de yaşamının bir noktasında bu
gerçeği keşfettiğinde,
‘‘Hayır! Ben bunu istemiyorum.’’
diyerek yaşamını yeniden yapılandırma
yoluna gidebilecektir. Yani kısaca Güneş’ i
Aslan burcunda olan bir kişinin eğer karmasında
sıkıntı çekerek sevmeyi, adanmayı ve
vericiliği öğrenmesi varsa , Balık burcundan ya
da 12.evi güçlü olan bir kişiyle
yaşamlarının kesişmesi olağandır. Bu
bir nevi bizim kaderimizdir. Ta ki birşeyleri farkedene
kadar… İnsanların karşılaşması
tamamen karmik bir durumdur. Geçmişten
getirdiğimiz davranış modelleri nasıl
kaderimizi belirliyorsa, kimlerle ve nasıl ilişkiye
girdiğimizi de belirleyicidir.
Astroloji de, ben Yay burcuyum sen de
İkizler, biz birbirimizi tamamlarız şeklinde bir
yorum kişiyi boş hayaller ve arayışlar
içine sürükleyebilir. Çünkü biz
komplike birer varlıklarız.
Güneş burcu bizim her an
oluşturduğumuz ve oluşturmaya devam ettiğimiz
bir burçtur. Kimse doğduğu an bir burcun
özelliklerini taşıyarak dünyaya gelmez.
Haritasının durumundan, yaşadığı
hayat dersleriyle o burcu oluşturmaya doğru
yönlenir. Bazen kişi haritasında eksik olan
niteliği ya da elementi tamamlayabilmek için,
kendisiyle uyumsuz bir burca yönelebilir. Kişinin
kendisinde ki eksik elemente veya niteliğe sahip olan
kişiyle yaşayacağı hayat deneyimleri, o nitelik
veya elementin özelliklerini kendi bünyesine katmak
için olabilir. Örneğin haritasında su
elementi eksik olan bir Koç burcu, kaderin
karşısına çıkaracağı su
grubuna mensup ya da haritasında yoğun su elementi
özelliği bulunan kişilerle çok fazla
içiçe olabilecek ve burada ilişkiye girdiği
burçlar eksik yönünü geliştirmesine
yardımcı olabilecektir.
Eğer bir erkeğin
haritasında Ay İkizler burcunda ise, o erkek muhtemelen
yaşamında duyguların ifadesi için sadece
sözlerin yetmediğini, duyguların daha derin daha
yoğun yaşanan bir şey olduğunu kendisine
keşfettirecek hayat deneyimleri yaşamasına
yardımcı olacak kadınlarla
karşılaşabilecektir. Ayrıca eş modelini
tespit etmek için Güneş ve Ay’ın
diğer gezegenlerle yaptığı açılar
da önemlidir. Bu açılar kimliğin ve ruhun
derinliklerini ve kişinin içindeki
çatışmaları ve destekleyici unsurları da
gösterir.
Eğer Güneş bir
kadının haritasında, örneğin Pluto ile
açı halindeyse aradığımız erkek
modeline bir de Pluto'nun temsil ettiği özellikler
eklenecektir. Ya da erkekse doğum haritasında
Ay’ının Pluto ile açı yapması
durumunda da aynı durum oluşacaktır.
Güçlü, kontrolü seven ve kişinin
dönüşümüne hizmet edecek bir eş
özelliği ortaya çıkacaktır. Kolektif
gezegenlerin Güneş ya da Ay’la açı
içinde bulunmaları durumunda kişinin
yaşadığı ilişkiler daha
çalkantılı ve yoğun olacaktır.
Özellikle Akrep burcunun
güçlü olduğu haritalar ve
güçlü Plutonik etki kişinin
yaşamında ki tutkulu aşkları
gösterecektir. Güçlü Pluto etkisi bir
diğerinin herhangi bir kişisel gezegeni ile
birleşiyorsa etki altında ki kişi yoğun bir
dönüşüm deneyimine doğru
sürüklenebilir ve kendini bundan koparması hemen
hemen imkansızdır. Hatta ilişkiler öylesine
güçlü yaşanacaktır ki, kişi
ölümüne bir mücadeleye bile girebilecektir. Bu
yoğun enerji kişiyi daha yüksek platformlara
taşıyabilecektir. Böyle durumlarda taraflar
arasında aşkın ve seksin şiddeti de
oldukça güçlü olabilecektir. Ve bu
güçlü etkiler kişiyi bir
dönüşümden, başka bir
dönüşüme bile sürükleyebilecektir.
Hatta bu ilişkiden çıktıktan sonra kişi
kendini yeniden yapılandırmak için
uğraşmak ve yıkıntıları onarmak
için uzun bir süre çabalamak zorunda
kalabilecektir de.
Balık burcunun güçlü
olduğu haritalar ya da güçlü Neptün
etkisi altında olan kişiler daha idealize ettikleri bir
aşkı yaşarlar. Aşık oldukları
kişileri olduklarından farklı algılarlar ve onu
olduğundan daha fazla gözlerinde
büyütürler. Bu uğurda tüm
yaşamlarını idealize ettikleri aşklarına
bile adamaları mümkündür. Bu belki de
yaşamın acı gerçeklerinden kaçmak
için de buldukları bir çıkış yolu
olabilir. Güçlü Neptün etkisi altında
olan kişiler asla ulaşamayacakları kişilere
platonik bir aşk da besleyebilirler. Herhangi bir
burçta Güneş-Neptün birleşimine sahip
kişilerde de buna benzer durumlar yaşanabilir.
Neptün etkisi kişiyi asla
bulamayacağı bir kişiyi umutsuzca arayışa
da sürükleyebilir. Özellikle bu durum sanatsal
eserlerin beslenme kaynağı olabilir.
Sanatçılarda görülen Neptün etkisi
kişiyi umutsuz aşklara, hayal
kırıklıklarına sürüklerden bu
duygulardan inanılmaz sanat eserleri çıkması
da muhtemeldir.
Kova burcunun güçlü
olduğu haritalar ya da güçlü Uranüs
etkisi altında olan kişiler toplumsal olarak normal kabul
edilen sınırların dışında aşk ve
ilişki yaşamaya meyillidirler. Kişiyi geleneksel
kurallara karşı çıkmaya meyilli kılan
Uranüs etkisi daha sıradışı
ilişkilerin ortaya çıkmasına sebebiyet
verebilir. Evlilik dışı ilişkiler, evlilik
gerçekleştirmeden kurulan beraberlikler, sadece bir
kişiyle değil aynı an da birden fazla kişiyle
kurulan ilişkiler ve cinsiyet ayrımı
gözetilmeksizin duyulan ilgiler güçlü
Uranüs etkisinin kişiler üzerindeki
yansımalarıdır. Özellikle erkeklerde
Mars’ ın dişi burçlarda ve zayıf bir
konumda olması ya da kadınlarda Venüs’ ün
eril bir burçta ve baskı altında bir konumda
olması kişiyi bu tarz eğilimlere
sürükleyebilir. Bu etkinin olumsuz tarafı, fazla
radikal tavırlar kişiyi toplumdan bir adım ileri
götürebilirken, aynı zamanda
aykırılık özelliği yüzünden
toplum tarafından eleştirilme ve hatta dışlanma
durumlarına sebebiyet verebilir.
Doğum anımızda ki
Güneş ve Ay konumunun incelenmesinden,
aradığımız eşin nasıl olduğuna
dair bazı ipuçları yakaladık diyelim. Peki bu
eşlerle nasıl diyaloga gireceğiz, ilişkiyi
nasıl başlatacağız. Bize bunun
ipuçlarını haritalarımızdaki Venüs
ve Mars’ın konumları verecektir.
Venüs bizim nasıl ilişki
kurduğumuzu, Mars ise nasıl harekete
geçtiğimizi ve cinsel gücümüzü
ifade eden sembollerdir. Ateş elementinde bulunan bir
Güneş’ e sahipken, su elemetinde bir
Venüs’ ümüz olabilir. Oldukça
güçlü, atak, kendinden emin ve
şaşaalı görünürken, ilişki
kurmaya gelince birden ürkekleşip, dengesiz
davranışlar gösterip, geri çekilebiliriz.
Böyle durumlar gene hayatımızda
çatışmalı olayları ve ilişkileri
kendimize çektiğimizin de birer habercisidirler.
İç dünyamızda bir sorun yaşanıyor
ve bu ilişkilerle dışarı yansıyordur.
İlişkiler kendimizi
keşfettiğimiz ve deneyimlediğimiz birer
araçtır.
Güçlü bir Güneş
burcuna sahipken zayıf bir Mars konumu varsa haritamızda,
önümüze gelen fırsatları
kaçırabileceğimiz, adımları atmakta
zorlanabileceğimiz hatta ilişkilerimizde cinsel
problemler yaşayabileceğimizi gösterir ve bu da
güçlü olan Güneş’ imizi yani
kimliğimizi zayıflatarak bizi mutsuzluklara
sürükleyebilecektir. Ve bu durumları
yaşayacağımız hayat tecrübelerini bize
yaşatacak insanları da, çoğunlukla
hayatımıza farkında olmadan davet ederiz. Bu arada,
biz bunları yaşarken karşımızda ki
kişinin de haritasında, bizim
yaşadıklarımıza benzer
sıkıntıları yaşatacak kombinasyonları
görmek olasıdır. Yani bu
karşılaşmalar tamamen karmik
karşılaşmalardır. Kimse kimsenin
karşısına tesadüfen çıkmaz.
Dünyada yaşayan milyarlarca
insan varken, neden bizim yaşamımız az sayıda
insanın etrafında dönüyor?
Bütün bunlar haritanız da
saklıdır. Dünyada yaşayan milyarlarca
insanın haritaları farklıdır ve kişilerin
karşılaşmalarının
gerçekleşebilmesi için, her harita arasında
iletişim olması gerekir ki, bu imkansızdır. O
halde karşımıza çıkan kişilerin
bizim kaderimizi belirleme de etki sahibi oldukları
gerçeğini bir tarafa koyarak, ilişkileri
irdelemeye devam edelim.
Astroloji de ilişkileri incelemek
için de özel bir yöntem vardır. Bu
yöntemin adı Sinastri’dir. İki kişinin
haritasının birbiriyle
karşılaştırılması metodudur.
Birbirlerine karmik bağlarla bağlanmış
kişilerin haritalarında, haritalarda ki kişilik
özelliklerini sembolize eden gezegenlerin birbirleriyle temas
ettikleri görülür. Örneğin taraflardan
birinin Ayı ile diğerinin Güneş’ inin
açı yapması, Venüs ve Mars’ ların
arasında bunu destekleyici açının da
bulunması gerekmektedir. Uyumlu açılanmalar
ilişkinin daha rahat aktığını
gösterirken, uyumsuz açılar taraflar arasında
çıkacak çatışmaları,
anlaşmazlıkları ve bunların hangi hayat
alanlarından kaynaklanacağını gösterir.
Ayrıca ilişkinin uzun süreli bir ilişki
olabilmesi için muhakkak Satürn etkisinin iki harita
arasında görülmesi gereklidir.
Bu karşılıklı
ilişki içine yükselen burçların da
aktif olarak katıldığı
görülür.Özellikle de 1. evimize ve 7.evimize
düşen gezegenleri olan kişiler ilişkilerimizi
belirlemede de söz sahibi kişiler olacaklardır. 1.
evimiz ya da yükselen derecemiz bir başka kişinin
gezegenleri tarafından uyarılıyorsa bu kişiler
bizim kimliğimizi oluşturmamızda etken kişiler
olacak demektir. 7. evimizi gezegenleri ile uyaran kişilerse
ilişkilerimizi oluşturmada ya da yönlendirme de
söz sahibidirler. Kadınsak eğer 7.evimizi
aydınlatan Güneş’ in sahibi
yöneldiğimiz ve ilgimizi çeken bir kişi
olabileceği gibi ikili ilişkilerimizde bizi etkileyen
kararlar almamıza yardımcı olabilecek bir kişi
de olabilecektir. Ya da 7. evimize Satürn’ ünü
yerleştiren bir kişi bizim ikili ilişkilerimizde
engelleyici, kısıtlayıcı ve geciktirici etkiler
yaratabilir. 1. eve ya da yükselen burç üzerine
yerleşen bir Satürn ise etkisi kişinin kimlik
gelişiminde engelleyici, korku getirici ve
baskılayıcı bir şekilde
çalışır.
İki kişinin haritası
karşılaştırılırken erkeğin
Ay’ının kadının Güneş’i
ile gene erkeğin Venüs’ ünün
kadının Mars’ı ile nasıl bir ilişki
içinde olduğuna bakılır. Erkekte aranan
kadın modeline uygun olup olmadığı dişi
gezegenler olan Ay ve Venüs’ ün, kadında ise
aranan erkek modeline uygun olup olmadığı eril
gezegenler olan Güneş ve Mars’ın birbirleriyle
yaptıkları açılara bakılarak
anlaşılır.
Eğer iki kişinin harita
karşılaştırmasında Ay ve Güneş
arasında uyumlu açılar sözkonusu fakat
Venüs ve Mars arasında bir
açısızlık durumu hakimse tarafların
ilişkisinde özellikle sosyal ve cinsel bakımdan
yetersizlik ve uyumsuzluk durumu görülebilecektir. Bazen
Mars’ların işe karışmadığı
ama Venüs’lerin uyumlu olduğu durumlarda
kişiler ortak sosyal zevkleri
taşıdığından çok iyi arkadaş
olabileceklerdir ama ortada aşk ya da cinsel çekim
olmayabilecektir.
İki kişinin
karşılıklı harita uyumunu incelerken,
kişilerin birbirlerinin hangi hayat alanlarını
canlandırıp, hangi alanlarda sıkıntı ve
sorun yaşatacağını ise, kişilerin
gezegenlerinin birbirlerinin doğum haritalarında ki hangi
evlere düştüğüne bakarak da görmek
mümkündür. Kişilerin doğum
haritalarında bulunan gezegenler birbirlerinin evlerini
uyarabilirler. Bu da bir nevi kaderi gerçekleştirme
yönünde çalışır. Duygularına
kulak tıkamış ve kendi içine
yabancılaşmış kişilerin ya da
çocukluğundan gelen bazı sorunları
yetişkinliğe taşımış kişilerin
4. evleri bir başka kişinin gezegenleri tarafından
uyarıldığında kişi o kişinin
yardımıyla ya da varlığıyla kendisini,
kendisiyle, duygusal sorunlarıyla karşı
karşıya getirebilecek ve duygularıyla
yüzleştirebilecek bazı hayat deneyimleri
yaşayabilir.
Kişiler birbirlerinin doğum
haritalarındaki evlerini uyarırken gezegenlerini de
uyarırlar. Örneğin taraflardan birinin Venüs
gezegenine diğer harita sahibi uyumlu bir Jüpiter
desteği veriyorsa, Jüpiter gezegenine sahip kişi
Venüs sahibi kişiye zengin bir sosyal çevre
kazanmasına yardımcı olabilir. Ya da Jüpiter
yerine Satürn’ ü ele alırsak, Satürn
sahibi kişi Venüs sahibinin ilişkilerine
kısıtlama getirecek ve ona ilişki kurarken daha
temkinli olmayı öğretebilecektir. Eğer bu
Satürn-Venüs etkileşimi sert açılarla
oluşuyorsa bu durum engelleme, kısıtlama, korku ve
hatta baskı şekline dönüşebilecektir. Ya
da eğer Jüpiter sert bir açı yapıyorsa,
Venüs sahibi kişi ilişkilerini abartılı
bir boyutta yaşayabilecek ve sosyal çevresinin
kontrolü elinden çıkabilecektir. Bütün
bunlar hayatın karşımıza
çıkarttığı kişilerle verilen
yaşam dersleridir.
Bazen bazı ilişkiler bize
çok fazla azap verir, ama bu azaplı ilişkiler
hayatımızı yönlendirecek başka
potansiyellerin ortaya çıkmasına sebebiyet
verebilir. Yani biz aslında başka bir neticeye
ulaşmak için farklı hayat deneyimlerinden
geçiyor olabiliriz. İlişkiler bizim
varoluşumuzu gerçekleştirmeye yarayan birer
basamaklar da olabilir. Çok fazla eş baskısı
altında kalan bir kadın, azaplı ve
kısıtlanmış ilişkisinden sonra belki de
bir birey olmanın ne demek olduğunu daha iyi
anlayacaktır.
Hayatımızın belirli
zamanlarında, bazı insanlar hayatımıza
ansızın girebilir. Örneğin eğer
ilerlemiş Ay’ ınız Yengeç burcundan
geçiyorsa, hayatımıza birden Yengeç
özellikleri taşıyan kişilerin doluvermesi
şaşırtıcı olmaz. Çünkü
biz orda duyguları, hassasiyeti, duygularla baş etmeyi,
duyguları ifade etmeyi ve yaralarımız varsa
onları onarmayı deneyimliyor olabiliriz.
Karşımıza her çıkan insan, bizim
için bir öğretmen ve bir hayat dersidir. Sonra da
süre dolduğunda çıkar giderler. Ve biz bir
yaşam dersini daha deneyimlemiş, kendimize yeni
özellikler katmış, gölgelerimizle
yüzleşmiş ya da eğer dersleri
alamamışsak eskisinden daha karmaşık durum da
kalmış olabiliriz. Herşeyden önce kişinin
kendini tanıması, bütün bu dersleri
kişinin gelişimine faydalı ve
sağlıklı olabilecek şekilde
yaşamasına yardımcı olur.
Astrolojide ilişkilerimizi belirleyen
bir de 7. ev kavramı vardır. Güneş ve Ay
aradığımız eş modellerini belirlerken, 7.
ev çekildiğimiz kişileri belirler. 7. ev
artık bildiğiniz üzere ikili ilişkilerimizi
tanımlayan evdir. 7.evin bilinen adı evlilik evidir.
Yükselen burcumuz dış dünyaya
tavrımızı, duruşumuzu belirlerken, tam
karşısında olan ve alçalan olarak
adlandırdığımız 7.ev çizgisi
birebir ve yakın ilişkilerde ki tavrımızı
ve ne tür insanlara çekildiğimizi gösterir.
Yakın dostluklar ve büyük
düşmanlıklar da bu ev de gerçekleşir. Bu
yüzden aşk ve nefret aslında çok
içiçe geçmiş kavramlardır. Deli gibi
aşık olduğunuz kişiye aşk bittiğinde
nefret duyabilirsiniz. Ya da en yakın
arkadaşınızı size verdiği bir zarardan
dolayı affetmeyerek ona kin besleyebilirsiniz.
Çünkü 7. ev ilişkilerde samimiyeti belirleyen
bir evdir ve bu yüzden 11. evden farklı bir anlam ifade
eder. 11. evde aynı amaçlar ya da aynı idealler
doğrultusunda kişiler bir araya gelir ama ilişkiler
daha mesafelidir. Bu amaçlarla kurduğunuz
ilişkilerden zarar gördüğünüz de, bu
sizi fazla yaralamayabilir. Hatta çok çabuk
unutabilirsiniz de. 7. evde ise durum farklıdır, bu evde
çok yakın beraberlikler kurulur; içinizi,
kalbinizi açtığınız, kendinizi
karşınızdakinden
sakınmadığınız beraberlikler…
Partnerimizi ya da hayat arkadaşımızı belirleme
de, 7. evin oldukça iyi incelenmesi de gerekir.
Örnek vermek gerekirse 7. evinde
Boğa burcu bulunan bir insanın ikili ilişkilerde
oldukça sabırlı, güven arayıcı ve
sahiplenici tarzda davranacağını
gözlemleyebiliriz. 7. ev bizim ikili ilişkilerde
nasıl davrandığımızı belirlerken,
aynı zamanda da nasıl insanlarla daha yakın diyalog
içine girebileceğimizi de gösterir. Eğer biz
ikili ilişkilerde örneğin bir Koç burcu gibi
atak davranıyorsak, haliyle atak olan insanlarla daha rahat
ilişkiye girmemiz normaldir ve onlara doğru adeta
çekildiğimizi hissederiz. Eğer Boğa burcu
gibi sakin ve sabırlı isek, doğal olarak da, bu tarz
insanlarla daha rahat ve arzuladığımız gibi bir
ilişkiye girebiliriz. Daha yavaş gelişen ilişki
modeli bizim doğamıza daha uygun olacağından,
koç burcu gibi atak insanlarla çatışma
yaşayacağız demektir. Eğer biz bir Koç
burcu gibi ataksak ve karşımızda ki Boğa burcu
gibi ağırsa ilişkinin daha
başlangıcında yanlış giden ve bir
süre sonra her şeyi tepetaklak eden durumlar söz
konusu olabilecektir.
İkili ilişkilerimizdeki
davranış biçimimizi belirleyen 7.evimiz elbette ki
bir ilişkinin kurulması için yeterli
değildir.
Peki nedir sırada gelen unsur..?
Bu, 7.evimizin yönetici gezegenidir.
Eğer 7.evimizde Boğa burcu yer alıyorsa,
yöneticisi olan Venüs gezegeninin bulunduğu
burç ve ev konumu ile incelememize devam etmemiz gerekir.
Eğer Venüs, örneğin Yengeç burcunda yer
alıyorsa, ağır kanlı ve sabırlı
davranışımıza bir de sezgisel ve içe
kapanık ilişki kurma tarzımız da eklenecek
demektir. Bir Boğa burcu gibi sakin, sabırlı,
sahiplenici ve ağır, bir Yengeç burcu gibi
içe dönük, sezgisel ve ürkek.
Peki 7.evimiz de gezegen bulunması
durumunda ne olacak..?
Diyelim ki 7.evimizde bir de Jüpiter
gezegeni bulunmakta… Jüpiter bilindiği üzere
astrolojide şans getiren, çoğaltan bir gezegendir.
7.ev de bulunan Jüpiter bizi ikili ilişkilerden yana
şanslı ve talihi bol kişilerden yaparken aynı
zamanda Boğa burcunda bulunması sebebiyle bizim sakin,
ağırkanlı ve sahiplenici durumumuzu da
abartmamıza yol açabilecektir. Ayrıca Jüpiter
hem Yay burcunun hem de Balık burcunun gezegeni olduğu
için, toprak burcuna ait bir burç olan Boğa
burcunda, ne Yay burcundaki gibi dışa dönük ne
de Balık burcunda ki gibi içe dönük
keşifler de çalışamayacak ve toprağa
sabitlenmiş adeta çakılmış vaziyette,
bulunduğu yer de çok fazla ve zaptedilmesi
güç bir enerji üretebilecektir. Bu sebeple de
olumsuz çalışarak kişiyi çok fazla
gönül macerasına sürükleyebilecektir.
Hatta belki de birden fazla evlilik verebilecektir. Ve evlilikler
belki de Boğa burcundaki sahiplenme duygusunu
artıracağından aşırı
kıskançlık ve inatlaşma gibi
davranış biçimleriyle de zarar görebilecek ve
ayrılmayla sonuçlanabilecektir. Jüpiter aynı
zaman da hukuku da temsil ettiğinden, bu durum ikili
ilişkileri yüzünden belki de kişiyi çok
fazla hukuksal sorunla karşı karşıya
bırakabilecek, Boğa burcunda yer alması sebebiyle de
maddi zararlara uğratabilecektir. Bu arada Boğa burcunun
yönetici gezegeni Venüs Yengeç burcundayken,
aynı zamanda da 9. ev de olduğunu varsayarsak, yani Yay
burcunun evin de, sezgisel ve içe dönük
ilişki kuran kişi bu sefer de yabancı ülkelerde
yaşayan kişilerle ilişki kurma yahut yabancı
kültürlerle yabancı felsefelerle ilgilenen
kişilerle ilişki kurma potansiyeli
taşıyacaktır. Yani kısaca
Güneş’imizi ya da Ay’ımızı
yani eşimizi ararken 7. ev yardımıyla ona
ulaşmaya çalışırız. 7.evle
kendimize ait davranış modelleri geliştiririz;
annemiz ve babamızdan farklı olarak.
İlişkiler astrolojik dil de
ifade edilirken, oldukça karmaşık değil mi..?
Tıpkı hayat gibi...
Diyelim ki eşimizi ararken 7. ev
yardımıyla ilgi duyduğumuz insanlara yöneldik,
onları bulduk ve aşkımızı yaşarken
kendimizi oluşturmaya başladık. Peki aşkı
nasıl yaşarız ve ardından gelen ortak
paylaşımları, cinselliği nasıl
yaşarız. Bunlar 5. ve 8. evin incelenmesi ile ortaya
çıkacaktır. Bu konuları bir sonra ki
yazıya erteleyerek şimdilik çok önemli bir
konu olan Satürn’ ün hakim olduğu haritalara
bir göz atalım.
Satürn’ ün baskın
olduğu haritalarda, karmik ilişkilerde ki yükler
sözkonusudur. Geçmişten gelen yük
omuzlarınıza adeta
taşıyamayacağınız ağırlıkta
yüklenmiş olabilir. Bu durumu şu
atasözüyle açıklamak mümkün.
‘Dedenin yediği koruk erik,
torununun dişini
kamaştırırmış.!’
Yani biz geçmişte yapılan
hataların bedelini ödeyebiliriz. Bu yüzden kişi
farkettiği an da bu yükleri temizlemeli ve kendisinden
sonra gelecek kuşağa gereksiz yükler
aktarmamalıdır. Bunu örnekleyecek olursak,
hırsızlık yapmış birinin
çocukları hırsızın çocuğu
damgasını yiyecek ve bu damga kuşaklar boyu
aktarılarak devam edecek, nesillerde ağır karmik
durumlara sebebiyet verebilecektir. İlerleyen zamanda belki bu
bilgiler unutulacak ama genetik aktarımlarla nesilden nesle
suçluluk duygularıyla aktarılarak kaderi
belirleyici bir tarzda çalışacaktır. Bu durum
çocuklarda ağır vicdan hesaplaşmaları
oluşturabilecek ve kişi bu hesaplaşmalarda
ilişkiye gireceği kişilerle ağır hayat
dersleri yaşayabilecek ve yaşatabilecektir.
Satürn’ün temas
ettiği her yerde, zor dersler sözkonusudur.
İlişkiler anlamında ele
alınırsa, özellikle Satürn 7. ev de,
Satürn Terazi burcunda ya da Venüs'le açı
yapan Satürn, ilişkilerde zorluklar,
sıkıntılar, engellenmeler getirebilecektir. Ama
Satürn özünde o kadar da kötü bir gezegen
değildir. Size karmik yükler yüklerken, size bundan
kurtulmanın yolunu da gösterir. Aslında karmik
yükleri sırtlarına yükleyenler, insanların
bizzat kendileridir. Satürn ise, bunu farkettirene kadar
insanın sırtına çöker, durur. Eğer
bu yükleri farkedip kurtulmak için çabalar ve
bunu başarırsanız, size bilgeliğin ve
olgunluğun yolunu açacaktır. Satürn’
ün 7. ev veya Venüs’le teması bunu
ilişkiler yoluyla yapacağını gösterir.
Satürn bu saydığım durumlarda adeta
kişinin bir nevi sabrını da ölçer
nitelikte çalışır. Venüs’ le temas
etmesi durumunda Terazi burcunun bulunduğu eve bakmak
gereklidir. Çünkü Venüs Terazi’ de
ilişkiler anlamında çalışır.
Satürn’ ün Venüs’le ilişkisinde,
dersleri alırken etkilenen hayat alanınız sadece
Satürn ve Venüs’ ün bulunduğu evler
değil Venüs’ ün yöneticisi olduğu
Terazi burcunun da ev konumudur. Venüs’ ün
Oğlak burcunda olması da Satürn’ ün
ilişkilere temas etmesinin bir başka şeklidir.
Güçlü Satürn
etkisine sahip kişiler yaşamları boyunca kendilerini
kıstırılmış hissedecekleri ve duygular
yoluyla yaşayacakları üzücü
maceraları deneyimleyebilirler. Bir kişi sizin
üzerinizde güçlü bir Satürn etkisi
kuruyorsa bu alanda size oldukça
sıkıntılı ve acı dolu deneyimler
yaşatacağı ve bir anlamda da bu deneyimlerle
kişiliğinizde varolan bazı sorunlarla
yüzleşme noktasına getireceği ve bu
süreç acı deneyimlerle yaşansa da, belki de
farkında bile olmadığınız içsel
sorunlarınızdan kurtulmanıza, arınmanıza
yardımcı bir etkisinin olacağını da
söyleyebiliriz.
Neden bazı insanlarla kısa
süren karşılaşmalarımız
vardır..? Neden öylesine birbirimize teğet
geçer gideriz..?
Kişilerin bazen
karşısına neden
çıktığını anlamadığı
durumlar da vardır. Örneğin kısa süreli ya
da anlık karşılaşmalar… Bunlar
hızlı giden gezegenlerin bize oynadıkları
küçük küçük oyunlardır. Bir
Merkür transiti ya da bir Venüs transiti bize böyle
karşılaşmalar getirebilir. Bu tıpkı iki
kişinin haritaları arasında bulunan Venüs ve
Mars’ları arasında açılanmaların
bulunduğu karşılaşmalardır. Yoğun bir
çekim ve etkileşme, kısa süreli diyaloğa
ya da ilişkiye girme ve birden bitme. Çünkü
bunlar büyük senaryonun küçük
parçalarıdır. Hepsi bir amaca hizmet eder.
Eğer yoğun duygusal
çatışmalarınız varsa ve ideal
eşinizi bulamıyorsanız, bu karmaşa da hayat
size küçük karşılaşmalar
hazırlar; sizin farkındalığınız ve
durup sorgulamanız için… Ya da sadece
birkaç saat ayaküstü konuştuğunuz bir
kişi, size tüm geleceğinizi etkileyen bir mesaj
veriyor olabilir. Özellikle Ay, hızlı
geçişleri sırasında bu tür
karşılaşmaların oluşumunda tetikleyici
olarak çalışabilecektir.
Bazı insanların
haritalarında gerilimli açılar azdır,
uyumsuzluklar fazla değildir. Bu insanlar yetişkin
olduklarında eşlerini bulur, onunla yaşar giderler.
Eşruh arayışı bu insanlara yabancı bir
kelimedir. Onların bir eşleri vardır. Kendilerince
mutludurlar ama genel olarak yaşamlarına
baktığınız da, gelişme yok denecek kadar
azdır. Zorlu açılarla dolu haritalarda,
özellikle ilişkilerde yoğunlaşmış
zorluklar mevcutsa bu durum sizi sürekli bir arayışa
iterek, sizi geliştirebilecektir de.
Aşk ve ilişkiler de
tıpkı karşımıza çıkan
diğer yaşam unsurları gibi bizi eğiten bizi
olgunlaştıran faktörlerdendir. Gerçek sevgiye
giden yolda bir yığın aşk yaşayabilirsiniz
ama bunun asıl amacı bir şekilde karmanızda
bulunan zehirli tortuları farkedemediğiniz için
iyice yerleştirmek yahut karmanızda bulunan zehirli
tortulardan farkettiğiniz an da kurtulabilmek olabilir.
Bunu farkettiğiniz an da aşk ile
ilgili davranış biçiminizi gözden
geçirin. İlgi duyduğunuz, yöneldiğiniz
kişilere neden yöneldiğinizi anlamaya
çalışın.Bunlar da sizin kendinizi tanıma
yolunuzu aydınlatacak birer ışıktır.
Görebilen göz için, her
insan bir hayat deneyimidir. Herkes özünde
gerçekten sevebilme potansiyeli taşır ama sizin
için doğru olan kişiye aşk duygusunu
yönlendirebilmeniz, sizin daha huzurlu ve mutlu bir yaşam
sürmenize yardımcı olur.
Aşk, acı çekmek demek
değildir. Acıyı sadece içimizde ki
karmaşalar yüzünden yaşarız. Ve bu
karmaşalardan kurtulabilmek de kendi elimizdedir.
Gerçek aşkı arıyor
ve bir türlü bulamıyorsanız, bunun sebebi belki
de sizsinizdir.
(İlk yayın: www.derki.com) |