19. yüzyılın sonlarından 1925'e kadar Avrupa’da tinsel konularla ilgili çevreler Rudolf Steiner adlı bir bilim adamının çok yönlü faaliyetlerine tanık oldu. Bir bilim adamı olmasından başka, sıra dışı bir eğitmen, araştırmacı, yazar, filozof ve bir sanatçı olan Steiner’in insanlığı ilgilendiren pek çok konuda, merkeze daima ‘insanı’ koyarak yaptığı olağanüstü çalışmaları ve eserlerini göz önünde bulundurduğumuzda, onun bir dahi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Steiner sınırsız bir dünya bilgeliğine ve kozmik bilgeliğe sahipti ve ölüm tarihi olan 1925'e kadar yaptığı tüm faaliyetleri Antroposofi -Tinbilim tanımlaması altında sürdürdü.
Bu yeteneklerinin yanı sıra R.Steiner en yüksek derecede bir inisiye idi ve duru görü (klervoyans) yetisine de sahipti. Kim olduğu ve niyeti meçhul varlıklardan gelen çarpık bilgilere kanal olan bir medyum değildi. Tarih boyunca okült merkezlerde muhafaza edilmiş olan tüm gerçek tinsel dünya bilgilerine sahip olduğu gibi, Akaşa Kayıtlarını (*) okuyarak indirdiği tinsel dünya kaynaklı bilgileri objektif bir biçimde -ve bir medyumun aksine- berrak bir bilinçle insanlığa aktardı.
(*) Tinsel Âlemde, tinsel bilgilerin eterik (canlı) biçimde kayıtlı olduğu boyut.
Tinbilim, insan ve evrene dair tinsel oluşumların/işlemlerin ve daima var olan 'Tanrısal gerçeğin' incelenmesidir. Steiner baştan beri varoluşun arkasındaki bu tinsel gerçekliğin bilincindeydi ve bunu şimdiki zamanda anlaşılabilir bir şekilde insanlığa nasıl aktarabileceğini bulmaya çalıştı. Bu gerçekliği aktarmanın yolu 19. yüzyılda yerleşmiş ve artık geçerli olan bilimsel bir dil ve öğretiş yöntemi ile 'gerçeğin içeriğinin’ birleştirilmesi ve objektif incelemeler sonucunda bilimin ulaştığı gibi bir kesinlik ve açıklığa tinsel konularda da sahip olunmasıydı. Steiner’in oluşturduğu bu yöntemle, insanlık bundan böyle Tinbilim’in aktardığı Tinsel Dünya (Tinsel Âlem) kaynaklı bilgeliği, yaşadığı uzun evrim süresince geliştirmiş olduğu sıradan düşüncesi, aklı ve mantığı ile kavrayabilecekti.
Son zamanlarda ülkemizde adı yeni duyulmaya başlanan Antroposofi ya da Tinbilim sadece bu kelimelerle değil, eğitim (Waldorf okulları), alternatif tıp/şifa (Antroposofikklinikler), müzik, resim, heykel, mimari, tarih ve tiyatro faaliyetleriyle de dikkat çekmektedir. Avrupa ülkelerinde dört yıllık eğitimi verilen Öritmi (Eurythmy) dansı da Antroposofi’nin yaratıcı yönünün bir parçasıdır.
Antroposofi, sözde üretimi arttırmak için tarımda ve gıda üretiminde bilinçsizce kullanılarak bizleri zehirleyen kimyevi maddelere karşı insanlığı yüz yıl evvel uyarmış ve son zamanlarda dünyada benimsenmekte olan biyo-dinamik tarım tekniğini bu soruna bir çözüm olarak çok önceden sunmuştur.
İnsanlığın sosyal sorunlarına da her türlü dogma ve politik görüşten arınmış bir çözüm olan 'üç yönlü sosyal düzeni' öneren Steiner’in bunlardan başka en büyük eseri, yazdığı elli kadar kitap ve Antroposofik toplum haricinde başka birçok ülkede de verdiği altı binin üzerinde ders ve konferans ile insanlığa sunduğu 'Antroposofik bilgeliktir'. (Bu konferans ve derslerin hepsi stenograflar tarafından kaydedilmiştir.)
R.Steiner’in bu bilgeliğe verdiği isim olan Antroposofi, insan anlamına gelen 'antropos' ve bilgelik anlamına gelen 'sofi'(Sofya - Sophia) kelimelerinden oluşmuştur. Anlamı da 'insan olmanın bilgeliği' , 'insan olmanın bilinci'dir. Bu bilince ve bilgeliğe ulaşabilmek için de insanin kendini tanıması, kendini tinsel bakımdan bilmesi gerekmektedir. Delfi’deki Apollon tapınağının üzerinde yazan "insan kendini bil" sözünün gereği, ancak insanın gerçek kimliğini derinlemesine anlayıp kavramasıyla yerine gelebilir.
Steiner, dünyanın sadece materyalist biçimde tek yönlü olarak algılanması ve yaşanmasının insanı giderek bir uçurumun eşiğine sürüklediğini ve bu durumun dengelenmesi için de artık insanlığın yeni ve güçlü bir tinsel anlayışa sahip olması gerektiğini gördü. Çünkü 15. yüzyılda başlayıp, daha sonra bilimin ortaya çıkışı ve ardından gelen teknolojiyle devam eden bir 'geçiş süreci' boyunca insanın dünya ve evrene bakış biçimi tamamen değişti. (Evvelce insanlar, Tinsel Âlemle bağları tamamen kopmadan önce farklı bir dünyaya ve bir fiziksel evrene değil, Tinsel Dünya Varlıklarının yansıması olarak gördükleri bir evrene bakıyorlardı.)
Bu değişim ve dönüşümlerin sonucunda insanlık, teknolojinin getirdiği kolaylıkları da arkasına alarak amaçladığı ‘nitelikli yaşamın’ temellerini sadece materyalizm üzerinekurdu. Yaşadığımız bilim ve teknoloji çağından gelen etkilerin katkısıyla insanın materyalizme bu denli gömülmesinin ve düşüşünün ivme kazanmasının en önemli sonucu, insanın gerçek tinsel doğasından giderek uzaklaşması ve 'tin' ile ilgilibilgileri tamamen yitirmesiydi.
Çok uzun bir zaman süreci içinde gerçekleştiği için farkında olmadığımız bu önemli kayıp, özellikle son zamanlarda belirgin bir şekilde insanlığın her bakımdan 'katılaşmasına' ve ‘fiziksel ve ruhsal sağlığının bozulmasına’ neden oldu. İnsanın gerçekten sağlıklı olabilmesi için ardı kesilmeyen sağlık sorunlarıyla başına geldikçe mücadele etmek yerine, kaybettiği tinselliğe tekrar kavuşmaya çalışması gerekir. Tinin varlığı, bu katılaşma surecine bir karşıt güç oluşturur ve her bakımdan kalıcı bir sağlık getirir. İnsanın düşüş yönünü tersine çevirir. Cennetten düşüşünden önce henüz Tinsel Dünyadayken insanın hiçbir sağlık sorunu olmadığını ve hatta orada 'ölümsüz' olduğunu anımsamalıyız. Bu bakımdan, Antroposofinin kapsadığı konuların hepsi insanın fiziksel dünya yaşamına tinsellik ve sağlık kazandıracak bir şekilde ele alınıp işlenmiştir.
Ancak insan, Tinsel Dünyaya yönelirken bazı öğretilerin empoze ettiği gibi fiziksel dünyayla ilişkisini kesip uçup gitmemeli, dünyadan ayrılmamalıdır. Kendini daha gerçek bir varlık haline dönüştürecek yüksek ideallerini ve hedefini Tinsel Dünyaya odaklarken, bir ayağının da dünyaya sağlam basması ve fiziksel dünyanın gereklerini tinsel ile uyumlu bir biçimde yerine getirmesi gerekir. Bu anlayışla baktığımızda, en yüksek derecede bir kozmik tinselliği anlatan Antroposofi’nin, aynı zamanda örneğin toprağa, biyo-dinamik tarıma neden çok önem verdiği daha iyi anlaşılabilir.
Steiner’in bütün çalışmalarının arkasında, tüm insanlığın tinsel gelişimine ve içine düştüğü karanlığın farkına varmasına yardımcı olmak motivasyonu vardır. Bu bakımdan Antroposofik bilgilerin yardımıyla zamanla yitirmiş olduğumuz ‘varoluşun gerçeklerine açılmış olan buyeni tinsel anlayışı özümsememiz ve buna sahip çıkmamız insanlığın 'geleceği' açısından çok önemlidir.
İnsanın nasıl ve nerede yaratıldığına, yaratılışında rol alan Tinsel (Tanrısal) Varlıkların kim olduğuna, Onların kozmik amaçlarının ve insanla ilgili hedeflerinin ne olduğuna, insanın tinsel evrimine ve zamanın başlangıcına dair tinsel bilgileri Antroposofi’den öğrenebiliriz. Bunun yanı sıra Tinbilim, tüm insanlığın üzerinde etkin olan ve varlıklarından artık haberdar olmamız gereken karanlık güçlerin nasıl varlıklar olduğunu ve niyetlerini açıklar.
Karma ve reenkarnasyonla ilgili gerçekler, yaşam ve ölümün gizemleri, insanın ölümden sonraki tinsel dünya deneyimleri, hastalığın varlığıyla ilgili tüm ayrıntılar ve de egoizm ve kötülüğün kaynağı aydınlatılırken, bütün dinlerin ardındaki gerçekler ve insan evrimine getirdikleri itkiler de ayrıntılı bir biçimde incelenir.
Giderek kararmakta olan insanlığın kaderini tamamen değiştirecek olan Tinsel Dünya kökenli bir 'fenomen’in ne olduğu, nasıl ve ne zaman gerçekleştiğinin ayrıntılarını Tinbilimden öğrenebiliriz.
Makrokozmos ve Mikrokozmos’la ilgili bilgiler aktarılırken, insanın dünya misyonunun ne olduğu, en uzak geleceğinin nerelere kadar uzandığı ve insan olmanın kozmik bakımdan ne anlama geldiği açıklanır.
İnsan evriminin ne anlam ifade ettiğinin, insanlığın ‘yücelmesi gerekliliği’ ile bağdaştırılmadan anlaşılamayacağını vurgulayan Antroposofi, bu doğrultuda 'yüksek benliğimize' ve Yüksek Tinsel Dünyaya nasıl erişebileceğimizi anlatır.
Bu kısa yazıda Antroposofik bilgeliğin kapsadığı konuların tüm başlıklarına ayrıntılı olarak değinmek mümkün olmadı. Ancak, Tinbilimin tinsellikle ilgili her soruyu en doğru şekilde yanıtladığı gibi, insanın aklına hiç gelmeyecek gizemlere de işaret ettiğini ve bunları aydınlattığını belirtmek gerekir.
İnsanlığın karanlıkta olduğuna ve bir düşüş yaşadığına sadece dikkat çekmek yeterli değildir. Antroposofik bilgiler bu düşüşün bütün nedenlerini açıkladığı gibi, çıkış yoluna da ışık tutmakta ve insanlığın acil sorunlarına somut çözümler sunmaktadır.
Varoluşun gerçeklerine ulaşma arayışı ve yolculuğu içindeyken başvurduğumuz ve gerçek yanıtlar sunamadığı için yardımcı olamayan, hatta insani ciddi bir şekilde yanıltan bazı öğretilerin aksine, Antroposofi’nin aktardığı bilgeliği kavrayıp özümsemek insan ruhunda fark edilir bir dönüşüm (metamorfoz) başlatabilir.
Antroposofi’nin sunduğu kavrayış ile insan, aradığı tinselliği ve 'kutsal olanı' içinde var olduğu dünyanın dışında değil, tam anlamıyla fiziksel dünya boyutunda bulabilir. Böylece cennetten düştükten sonra kendinin ve ‘bağlantılı olduğu’ diğer üçâlemin (mineraller, bitkiler ve hayvanlar âlemi) yitirdiklerini de telafi edebilir.
Tinbilim, Yüksek Tinsel Dünya Varlıklarının, insanın gelecekte varmasını amaçladıkları hedef ile uyumlu ve sağlıklı bir tinsel gelişmenin yolunu açar.
Antroposofik bilgiler ruhumuzda kalıcı bir biçimde içselleşirken, aynı zamanda bunların birer anahtar olduklarını ve tinsel dünya ile aramızdaki kapalı kapıyı açmaya yaradıklarını hissedebiliriz.
Antroposofi, duyuüstü dünyadan (Tinsel Dünya) kaynaklanan bilgileri, inanç ve dogma ötesi bir arınmışlıkla değişik din, kültür ve milletlerden gelen her insanın normal düşünce ve mantığıyla açıkça anlayabileceği bir biçimde aktarır.
Antroposofi hiçbir ayırım yapmadan bütün insanlığa ait bir bilgeliktir.